UFO ve Bilinmeyenler Sitesine Hoşgeldiniz
Alt Başlık

UFO ve Bilinmeyenler adlı sayfaya hoş geldiniz. Bu site yeni kurulmuş bir site olmakla beraber, özellikle Türkiye'deki UFO ve bilinmeyenler konusuna yepyeni bir yaklaşım getirerek bazı yanlış alışkanlıkları değiştirme amacındadır. UFO konusu sanıldığından geniş bir konu olduğu için, araştırmam sürekli devam edecektir ve bilgiler edinildikçe siteye yeni bölümler eklenecektir.
 

Mack ve Farklı Algılama
Alt Başlık

Harvardlı profesör Mack, uzaylılar ve onlarla iletişim fenomenine en ciddi yaklaşan isimlerden biri oldu. Uzaylılar fenomenini reddetmedi, ancak apayrı bir açıklama getirdi.

John E. Mack

John E. Mack, Harvard Medical School'da psikoloji profesörü ve Center for Psychology & Social Change'in kurucusuydu.  2004 senesinde hayata veda etti ama aramızdan ayrılmadan geriye özellikle uzaylılar ve kaçırılma fenomeni ile ilgili oldukça önemli çalışmalar bıraktı. İnsan psikolojisi üzerine 40 seneyi aşan bir tecrübeye sahipti.

Mack, kariyerinde özellikle algılama yeteneğimizin birbirimizle ve dünyayla olan ilişkimizi nasıl etkilediğini araştırdı. Bu "dünyayı algılama" konusunu kişi bazında rüyalar, kabuslar, ve genç yaşta intihar konularını inceleyerek açıklamaya çalıştı. Ayrıca Amerika ve Sovyetler Birliği arasındaki Soğuk Savaş, global ekolojik krizler, etno-milliyetçilik ve bölgesel ihtilaf gibi olaylardaki kolektif tecrübelerin psikolojik kökenlerini araştırdı. 1977'de T.E. Lawrence'ın hayatı üzerine yaptığı çalışmada Pulitzer Ödülünü kazandı.

Mack 1983 senesinde The Center of Psychology & Social Change (Psikoloji ve Sosyal Değişim Merkezi) adlı kuruluşu kurdu. Bu kuruluşun amacı psikolojiyi kullanarak sosyal, ekolojik, politik ve dinsel ilişkilerdeki sorunları iyileştirmekti. Kısacası, dünyayı barış dolu bir yer haline getirmek için Mack'in psikolojik araştırmalarını kullanmayı amaçladı. 

Mack 1992 senesinde MIT'de düzenlenen Abduction Study Conference'da (Kaçırılma İncelemesi Konferansı) ortak başkanlık yaptı. Bu konferans uzaylı hikayelerini bilimsel bir şekilde incelemeyi amaçladı. 1993 senesinde Mack, bu alandaki incelemelerini resmileştirmek için Program for Extraordinary Experience Research (PEEP) adlı programı oluşturdu, yani Olağanüstü Tecrübeleri Araştırma Programı. Bu program çerçevesinde Mack ve meslektaşları, farklı kıtalardan 200'ün üzerinde insanla ortak çalıştı. Bu insanların hepsi nereden geldikleri bilinmeyen zeki varlıklarla karşılaştığını iddia eden insanlardı.

Mack bu olaya ilk el attığında, uzaylı hikayelerinin sebebinin bir zihinsel hastalıktan dolayı olabileceğini düşünüyordu. Ancak olayı inceledikçe durumun bu olmadığı kanısına vardı. Mack'in incelediği bu insanları çoğu, uzaylılarla karşılaştıktan sonra dünyaya ve hayata daha farklı bakmaya başladıklarını söylediler, özellikle de ruhsal ve çevresel konular üzerine.

Mack, BBC'ye verdiği bir demeçte şöyle demişti: "Kesinlikle insanlarla iletişime geçmiş uzaylılar var diyemem. Ancak ortada başka bir açıklama getiremediğim oldukça önemli bir fenomen var. Ne olduğunu bilmiyorum ancak bu konunu daha derin araştırma gerektirdiğinin bilincindeyim."

Mack, kim veya ne oldukları bilinmeyen varlıkları görme olayının eskiden de var olduğuna değindi ve bu nedenle olaya geniş bir yelpaze altında bakılması gerektiğini belirtti. Mack incelemelerinde şöyle bir noktaya değindi: uzaylılarla karşılaşma olayı fiziksel bir olaydan çok ruhsal bir olay olabilirdi, ama yine de gerçek olarak kabul edilebilirdi. Yani Mack hiç bir zaman uzaylıların fiziksel olarak insanlarla iletişime geçtiğini iddia etmedi ama bunun apayrı bir algılama sonucunda yaşanan bir olay olabileceğine dikkat çekti.

Mack incelemelerini 1994 senesinde "Abduction" ve 1999 senesinde "Passport to the Cosmos: Human Transformation and Alien Encounters" adlı kitaplarında topladı.

Mack 2004 senesinde evine yürürken sarhoş bir sürücü tarafından ezildi ve hayata veda etti. Ancak onun çalışmalarını yaşatmak için "The John E. Mack Institute" kuruldu.

Kısacası Mack, vardığı sonuçlarda uzaylı görmeyi bir hastalık olarak nitelemedi. Bunun yerine bunun farklı bir algıma olabileceğine değindi ve uzaylı ile karşılaşanların aslında fiziksel bir olayı yaşamadığına dikkati çekti.